Bu yazı, Noktasız Dergi’nin “Dil” temalı dokuzuncu sayısında yayımlanmıştır. Yazının tamamını okumak için tıklayınız…

Dilin morfolojik ve gramatik boyutu dilin formel ve içsel yapısının boyutları iken, onun semantik boyutu dilden taşıp dünyanın tenini saran atmosferdir. Her bir morfem (morpheme) ve grafem (grapheme) monadolojik bir içsel kapanım formundayken, semantik boyuttaki her bir en küçük birim dış kabuklarını çatlatıp dünyayla tensel temasa geçen Whiteheadci aktüel varlıklardır (actual entities). Bu görüntü dahilinde dil öncelikle içsel bir yapıya sahip formel bir boyut taşırken, o ayrıca kendinden sudur edip dışsal dünyaya nüfus eden yayılım boyutuna da sahiptir. Üzerinde tartışma dahi yürütemediğimiz dünyanın numenal boyutu veya karanlık tözü göz ardı edildiğinde dünyayı baştan sona kat eden bir anlam yüzeyi olduğundan dünya en temelinde dilin ikinci boyutu olup çıkar: dünya semantik bir yoğunluktur.

Dünya bir anlam uzanımı değil anlam yoğunluğudur. Böyle bir fark belirtmemizin nedeni dilin asli özünün dünyanın teninde vuku bulan bir olay olması ve olayın da daima bir yoğunluk alanında gerçekleşiyor olmasıdır. (…)

Hakan ÖRNEK