Bu yazı, Noktasız Dergi’nin “Hatırlamak” temalı altıncı sayısında yayımlanmıştır. Yazının tamamını okumak için tıklayınız…

Canlılar, yaşamlarını devam ettirmek için gereken birçok fiziki ve bedensel özelliklerini genetik aktarım aracılığıyla sağlamaktadır. Bunların yanı sıra, canlıların sahip olduğu duygu ve içgüdüler de genetik temellerle ilişkilidir. Aslında sahip olduğumuz anılar, acılar, korkular, hatıralar ve düşler hep bir önceki ya da daha eski atalarımızdan bize aktarılan davranış şekilleridir. 

Bilginin ulaşılmasında seçtiğimiz yollar ile belirlenen güzergâh üzerinde karşılaştığımız birçok bilgi bize tanıdık gelebilir ya da daha önce hiç karşılaşmadığımız bir olay karşısında çok akıllıca mantık yürütebiliriz. Belli olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler, akrabalarımıza benzetilebilir: “Ne kadar da dayısına benzeyen bir oğlan.”, “Ne kadar halası gibi kız.”, “Teyzen de bu şekilde yapardı bu işleri.” ya da “Büyük anneannen de senin gibi davranırdı.” söylemleri, günlük hayatta karşılaştığımız rutin sohbetlerdir. 

Bu sohbetlerin temelinde genetik ispatlar yatmaktadır. Bilim insanları bir süre insan davranış ve içgüdülerinin temelini görmezden gelmiş olsalar da bu davranışlar gün yüzüne çıkmayı başardılar. Genetik bilimi bizlere bedensel ayrıntılarımız dışında, zihinsel ayrıntılarımızın da genetik olduğunu söylemektedir. (…)

Şeyma ATEŞ