Bu yazı, Noktasız Dergi’nin “Kadın” temalı sekizinci sayısında yayımlanmıştır. Yazının tamamını okumak için tıklayınız…

İlkel komünal toplumdan feodal topluma ve feodal toplumdan kapitalist topluma giden tarihsel süreçte kadının kimliği ve hakları, geniş ve köklü bir mücadelenin konusu olmuştur. Üretim ilişkilerinin gösterdiği değişimle, kadının toplumsal durumu arasında bir koşutluk meydana gelmiştir. Bu bakımdan, kadının, kişisel haklara sahip bir özne olmasının da tarihi yakın bir geçmişin tarihidir. Şimdi bir çırpıda “Yasalar bir ülkede insan haklarını teminat altına alan en önemli unsurdur. Her insanın hak ehliyeti vardır. Buna göre bütün insanlar hukuk düzeninin sınırları içinde haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler.” demek olanaklıysa da kadın söz konusu olduğunda eşit haklara sahip bir özneden bahsedebilmek, insanlık tarihinin bütünü düşünüldüğünde kısacık bir öyküdür. (…)

Özge FINDIK