Bu yazı, Noktasız Dergi’nin “Sınır” temalı beşinci sayısında yayımlanmıştır. Yazının tamamını okumak için tıklayınız…

“Uçurumları sevenlerin kanatları olmalı” der Nietzsche. Kanadı olanlar için bir düzlüktür o uçurum, tehlikenin aslı hayatı kanatları olmadan sınırda yaşayanlar için zorludur. Sınırda kişilik bozukluğu yaşayanlar bu güruhun öncüleridir. Bu bozukluğa sahip olmak insana kendini hızla giden bir trende hayatı yaşıyormuş gibi hissettirir. İçerisinde bir yerlere savrulmadan yolculuk etmeye çalışmanın yanı sıra trenin kondüktörü oluşunuz gel git içerisindeki duygularınızı istikrarsız ruh halinizle güdüler. Savrulunan her anda tüm düşünceleriniz, amaçlarınız ve hatta sevdiğiniz insanlara karşı fikirleriniz bile bulanıklaşarak karmakarışık bir hal alır. Kendilik imajınız da bu bozukluktan nasibini alan kısımdadır. Sınırda kişilik bozukluğunuz olduğunda, benlik duygunuz genellikle kararsızdır. Bazı zamanlar iyi hisseder, bazen kendinize nefret duyar, bazen de kendinizi kötü bir insan olarak görürsünüz. Muhtemelen kim olduğunuz veya hayatta ne istediğiniz konusunda net bir fikriniz yoktur. Bu yüzden özellikle üzgün olduğunuz anlarda, adrenalin seviyesi yüksek zararlı davranışlarda bulunabilirsiniz. Sonrasında pişman olacağınız parayı dürtüsel olarak harcayabilir, aşırı yemek yiyebilir, dikkatsizce araba kullanabilir, hırsızlığa girişebilir, güvensiz seks yapabilir veya uyuşturucu ya da alkol alarak aşırıya kaçabilirsiniz.

Aslı F. GÜMÜŞ