Bu yazı, Noktasız Dergi’nin “Hatırlamak” temalı altıncı sayısında yayımlanmıştır. Yazının tamamını okumak için tıklayınız…

Unutmak olmazsa insanoğlu nasıl yaşardı bunca acı ortasında. Ya hatırlamak! Evet, o da var. Ömür böyle geçiyor işte; kâh unutup kâh hatırlayarak.” İnsan hatırlayan ama neyi, ne zaman hatırlayacağını seçemeyen, bazen hatırlaması gerekenleri unutan, bazen de unutması gerekenleri her daim hatırında tutan bir varlık. Hayat ise öyle anlara doludur ki kendisine lütfedilen unutma fiiline bazı anlarda sahip olmamayı diler insan, bazen de hatırlayamadıklarıyla daha da güçlenir… Unutur ve ilerler ama bazen de en zayıf haline, sıfıra geri döner. Aslında hatırlamak ve unutmak insanı insan yapar. Hatırlamak ve unutmak, insanın geçmişi ve geleceğidir; verdiği kararlar, seçtiği yollar, olduğu insan, yaşadığı hayattır. Peki insanın hatırladıkları kadar var olma ihtimali nedir? Hayatı boyunca yaşadıklarından hatırlayabildikleri midir insanın hayatını oluşturan? Yoksa unuttukları da hayatın içinde bir yerlerde gizli kalan temel taşlar mıdır? Belki de hayatı ayakta tutan bu taşlardır. Sadece aldığı dersleri hatırlayıp acılarını unutarak ayakta kalır insan. (…)

Zehra Betül DOĞAN