Şeyma SERT
Felsefe sözcüğü Grekçe kökenli olup sophia ve philo kelimelerinden türetilmiştir. Philo “sevgi” anlamına gelirken, sophia “bilgelik” anlamına gelmektedir. Bu bağlamda felsefeyi “bilgelik sevgisi” ya da “hikmet arayışı” olarak tanımlayabiliriz. Philosophos (filozof) ise deneyim ve bilgelik arayışındaki kişiyi tanımlar.
Âşık Feymâni’nin Şiirlerindeki Alışılmamış Bağdaştırmalar
Hatice KARINLI
Bu makale, Çukurova bölgesinin önde gelen halk âşıklarından biri olan Âşık Feymânî’nin (Osman Taşkaya) şiirlerinde yer alan alışılmamış bağdaştırmaların incelenmesini amaçlamaktadır. Alışılmamış bağdaştırmalar, şiirin imgesel gücünü artıran, sıra dışı ve özgün söz birliktelikleridir. Feymânî’nin şiirleri, sadece geleneksel halk şiirinin kalıplarına sadık kalmayıp aynı zamanda bireysel söylemin derinliğini de yansıtır. Şiirlerinde anlamca uzak ama şiirsel bağlamda etkileyici olan kelime gruplarını cesurca bir araya getirerek güçlü imgeler oluşturan Feymânî, halk şiirine yenilikçi bir soluk kazandırmıştır. Çalışmada nitel analiz yöntemiyle şairin şiirlerinde yer alan alışılmamış bağdaştırmalar semantik, kültürel ve poetik bağlamda değerlendirilmektedir.
Kültürel Sömürünün Dünü ve Bugünü: Yabancı Dil, Bir Tercih Mi Yoksa Bir Dayatma Mı?
Emre Dağhan TOKGÖZ
Yeni bir olgu olarak bahsedemeyeceğimiz sömürgecilik tarih boyunca farklı biçimlerde karşımıza çıkmıştır. Görece güçlü bir devletin kendinden güçsüz gördüğü diğer bir devletin topraklarını ele geçirerek, kendi halkının da fethettiği bölgelere yerleşmesi ile gerçekleşen sayısız örnek bulunmaktadır. Ancak modern anlamda sömürgecilikten bahsedecek olursak, Portekizli ve İspanyol kâşiflerin ön ayak olması ile birlikte 1500’lü senelerde denizcilik alanında gelişen ve değişen koşullar yoluyla uzak noktalara erişimin sağlanması gibi konularda çeşitli atılımlar gerçekleşmiştir. Bu hareketler göz önüne alındığında mevzubahis sömürgecilik anlayışı da bu gelişmeler ile şekillenmiş ve değişime uğramıştır.
Manastır’da Başlayan Düşünce: Atatürk’ün Cumhuriyet ve Demokrasi Kararlarının Aydınlanmacı Temelleri
Belde KÖSEOĞLU (Dr.)
Demokrasi, Antik Yunan’dan günümüze gelen bir yönetim şeklidir. Yunanca demos yani halk ile kratos yani yönetim, iktidar kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelen, kelime anlamıyla “halkın yönetimi” demektir. Ancak Antik Yunan’daki demokrasi ile günümüz modern devletlerindeki demokrasi anlayışı tarihsel süreçte coğrafyaların değişmesi, teknolojinin ilerlemesi, nüfusun artması gibi faktörler nedeniyle farklılıklar göstermektedir. Antik Yunan doğrudan demokrasi yönetimi, günümüz kalabalık ve geniş coğrafyalı devletlerinde uygulamak mümkün olmamaktadır. Bunun yerine temsili sisteme geçilerek, demokrasinin günümüz şart ve koşullarına uyumlu ve uygulanabilir haline dönüşmesi sağlanmaktadır.
Tarihî Çorlu Evi’nin Halk Bilimsel Açıdan Değerlendirilmesi
Elif VATANSEVER
Halk bilimi araştırmacılarının çalışma sahası, 19. yüzyıldan 20. yüzyılın ortalarına kadar kırsal yaşam olmuştur. Sanayileşmenin bir sonucu olarak iş gücü gerektiren bölgelere yapılan göçlerin ardından kent yaşamında yeni sahalar ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda kırsaldan kente yapılan göçler, kent kültürünün ve kent folklorunun gelişmesinde etkisini göstermiştir. “Kırsal yaşam” olarak adlandırılan eski yaşantıya ve gelenek-göreneklere duyulan özlem; kent yaşamında yaşanan sorunlar ve kırsal kesimden kente göç eden bireylerin kentte yetişen çocuklarının kırsal yaşamı unutmuş bir biçimde kentte büyümesi, halkın özlem duyduğu folklorik öğelerin sergilenmesi, kent müzelerinin anlam, işlev ve değerlerinin halk tarafından önemsenmesini ve uygulanabilirliği düşüncesini sağlamıştır. Bu sebepten “kent müzeleri”, günümüzde uygulanmaya çalışılmaktadır.
Kadın Dayanışması ve Kadın Örgütlenmeleri
Hatice Tezer ASAN
İnsanlık tarihinde gerçekleşen olaylar, insanın kendi kendini yönetmesinin kendi kararlarını vermesinin ve uygun gördüğü biçimde düşünüp duymasının mümkün olduğunu göstermektedir. Sosyal gelişme bir nevi insanın kendi potansiyelini tümüyle ortaya çıkarabilmesini üzerine gerçekleşen bir devinim niteliğindedir. İnsanlık tarihinde ortaya konan tüm ekonomik gelişmeler, politik demokrasi, dinsel özerklik, bireycilik özgürlük özlemi gereksinimini ortaya çıkarmıştır. Bireyler böylece doğanın egemenliğini kırıp üzerinde egemenlik kurmuşlardır.
