Beril YAZICI ÖZEL
Önerilen atıf: Yazıcı Özel, Beril. “Kültür Endüstrisinin Tahakkümü”, Noktasız Dergi 14, (2025): 28-31.
DOI: doi.org/10.5281/zenodo.14889385
Kültür endüstrisinin topluma empoze etmek istediği ürün, düşünce ya da herhangi bir aktivite medya ve sosyal medya aracılığı ile kolaylıkla toplumu bilinçli ya da bilinç dışı şekilde etkileyebilmektedir. Kullanılan görseller, ses efektleri ya da müzikler, sinema filmleri, diziler, yazılar ya da programlar bu endüstriye hizmet etmektedir. Kültürün tanım ve işlevi değişime uğramış, kültür endüstrisi tarafından üretilen, kültürel ürünler olarak tüketicilere sunulan hale gelmiştir. Bu endüstri medya ve sosyal medya aracılığı ile fikirleri, imajları, sembolleri üreterek tüketiciye iletirken, eğlendirmek ya da kendi istediği doğrultuda eğitebilmek için bu mecraları kullanmaktadır.
Kitle iletişim araçlarının kullanımının yoğunlaşmasıyla sinema seyircisinin yerini televizyon seyircisi almış ve bireylerin içe kapanmasıyla televizyon önemli bir araca dönüşmüştür. ”Toplumsal bir iletişim aracı olma özelliğine sahip televizyon, hayatı kuşatma, ortak kodlar geliştirme, günlük konuşmalara referans olma ve ortak hafıza oluşturma özellikleri ile de kültürel bir alana dönüşmüştür.”1Nurçay Türkoğlu, İletişim Bilimlerinden Kültürel Çalışmalara Toplumsal İletişim (İstanbul: Kalemus Yayınları, 2007), 298.Televizyonun günümüzde yaygınlaşma seviyesi kent yaşamına ek olarak kırsal kesimi de etkisi altına alması açısından oldukça önemlidir. Bu etkinin kentteki varlığı daha baskın olsa da kırsal kesimde de özellikle siyasal düşünce değişimleri ve sonuçları açısından dikkat çekicidir. Televizyon yayınlarının günümüzde temel fonksiyonunun, toplumsal ilgiyi başka yöne yönlendirmeyi amaçladığı görülmektedir. Medya metinleri üretilirken, güç ve iktidar ilişkileri üzerinden söylemler yeniden üretilmekte ve bu metinlerin topluma iletilmesiyle birlikte kültürel veya politik yapılar üzerindeki değişimler değerlendirilmektedir. ”Siyasal gündemin, medya ve kamu gündemini yönlendirmesinde etkili olan faktörlerin başında kültür endüstrisini ve yaratımlarını iyi kavramış bilinçli ve güçlü yöneticilerin olduğunu söylemek mümkündür.”2Ayten Övür, ”Kültür Endüstrisinin Gündem Belirleme ve Kamuoyu Oluşturma İşlevi”, İstanbul Aydın Üniversitesi Dergisi 11, 4 (2019): 319.
Televizyonun eğlendirme işlevi üzerinden bakıldığında, medyanın etkisiyle bir uyuşturulma durumu söz konusudur. İzleyicilerin uzun süreler boyunca televizyon odaklı kalması ve istenilen şekilde bireylerin işlenebilmesi açısından televizyonda diziler ve eğlence programları oldukça önemlidir. Türk dizileri genel anlamda incelendiğinde; aşk, lüks, para, entrika, töre ve mafya gibi konuların sevildiği bilinmektedir. Buna karşın son yıllarda ülke gündeminde önemli etki yaratan tarih konulu Türk dizileri yayınlanmaktadır. Bunları, evinde izlerken elinde kılıçla nidalar savuran bireyler düşünüldüğünde, etkinin ne denli güçlü olduğu da görülebilmektedir.
Aşk ve lüks temalı diziler incelendiğinde ise, genellikle eril gücün hakim olduğu ve kadınların erkeklere muhtaç gösterildiği konular işlenir ancak bundan daha kötü olan toplumda yarattığı etkilerdir. Bu dizilerde kadınların şiddet görmesi, tacize uğraması gibi durumlar normalleştirilmekte ve erkeğin zulmünden yine başka bir erkeğin gücüne sığınarak kurtulmaya çalışması alışılageldik bir tavır olarak gösterilmektedir. Medya içerisinde şiddetin bu kadar yaygın gösterilmesine karşın, cinselliğin gösterilmesi manevi değerlere aykırı kabul edilerek Türk dizilerinde yasaklanmıştır. Dizilerde kadın cinselliğinin ve çıplaklığının yansıtılması tabu olarak kabul edilirken, üstü örtülü farklı şekillerde izleyiciye sunulmakta ve toplumsal hayatın monotonluğundan kopmak isteyen izleyiciyi kendine bağlayarak, toplum istenilen şekilde işlenebilmektedir. ”Kültür endüstrisi “pornografiktir”, çünkü bedenler giyinik olsa bile, yayınlar cinsel bir sunumla gerçekleşmektedir. Burada meta fetişizmi ile cinsel fetişizm örtüşmekte ve kültür endüstrisi bu durumdan yararlanmaktadır.”3Roger Behrens, Adorno Sözlüğü (İstanbul: Versus Yayınevi, 2011), 179.
Televizyon programlarını incelediğimizde; eğitim seviyesinin önemsiz kılındığı, her seviye izleyiciye hitap edebilecek basit formatlarla oluşturulmuş ve eğlencenin ön planda olduğu programlar karşımıza çıkmaktadır. Bilgi yarışması teması içeren programların bile; yüksek bilgi birikimi gerektirmemesi, herkese hitap edebilmesi üzerinden şekillenmektedir. Günün yorgunluğunu televizyon karşısında atmak isteyen izleyici için önemli olan öğrenmek değil, eğlenmek ve rahatlamaktır. Bu nedenle programlarda basitliğin ön plana çıkarılması durumu görülmektedir.
Ülkemizde televizyondan sonra en etkili kitle iletişim aracı olarak sosyal medya karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde sosyal medya; fikrin yayılması ve duyulması, görsellerin görünmesi, grupların örgütlenmesi ya da grupların nefret söylemini toplu şekilde dile getirebilmesi gibi birçok alanda etkindir. Sosyal medyada bireyler ikiye ayrılmış şekildedir, fenomenler ve takipçiler. Fenomenler, takipçi sayılarının fazlalığından dolayı büyük kitlelere ulaşabilmekte ve kitleleri hem tüketim hem düşünce yapısı olarak etkileyebilmektedirler. Sosyal medyanın etki gücünün artmasıyla birlikte; yeni toplumsal hareketlerin oluşum merkezi haline gelmektedir. Yeni toplumsal hareketlerde; sınıf bilincinin değil, kimlik ve kültürün etkin olmasından dolayı, geçmiş zamanlarda görülen sınıfsal hareketlerden farklıdır.
Sosyal medyanın olumsuz yönüne bakarsak; kutuplaştırma, ötekileştirme ve linç kültürleri karşımıza çıkmaktadır. Bu olumsuz yönleri en çok destekleyen ”trol” olarak tanımlanan anonim kullanıcılardır. Anonim kullanıcılar gerçek kimliklerini gizledikleri için nefret söylemlerini rahat bir şekilde dışarı vurabilmektedirler. ”Hakaret etme ve provoke etme amacı güden kışkırtıcı mesajlar göndermenin yanı sıra trollük, insanları dahil oldukları grubun amacından ya da ortamda yürütülen araştırmanın amacından saptırmayı amaçlamaktadır.”4Sıdık Akkılıç, ”Bir Ötekileştirme Mecrası Olarak Sosyal Medya Ekşi Sözlük ve Ermeniler” (Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, 2018), 23.Troller, komplo teorileri ve buna bağlı ırkçı, ayrımcı söylemler yaratarak linç kültürünü desteklerler. Toplu linçlerin bu kadar güçlenmesindeki ana neden Adorno’nun da ifade ettiği gibi ”kalabalık içinde yalnızlık yaşayan bireylerin bir gruba ait olmak için diğerleri tarafından onaylanacak tutumlar sergiledikleri ve tektipleştikleridir.”5Theodor Adorno, Kültür Endüstrisi Kültür Yönetimi, çev. Mustafa Tüzel, Nihat Ülner, Elçin Gen (İstanbul: İletişim Yayınları, 2009), 91.
Ülkemizde linçler genellikle manevi değerler üzerinden şekillenmektedir. Burada da televizyonda olduğu gibi cinselliğin görselleştirilmesi, yozlaşma sembolü olarak değerlendirilmekte ve internette görülen herhangi bir çıplaklık, bireyin kendi onayı doğrultusunda paylaşılsa bile toplum tarafından tepki çekmektedir. En büyük linç konularından biri toplumun en hassas olduğu nokta olan din meselesidir. Herhangi bir dini değeri farklı yorumlamak, ona aykırı olabilecek söylemler ya da onu aşağılama girişimleri linçlenmektedir. Tüm toplum tarafından kabul gören değerler dışında belirli bir grubu hedef alan çeşitli olumsuz paylaşımlar da oldukça tepki çekmektedir. Belki milyonların yer aldığı linçlere karşın, bunlar birkaç gün içerisinde unutulacak konulardır, esas olan kültür endüstrisinin planları doğrultusunda toplumda oluşturmak istediği güç ve değişim dengesidir. ”Türkiye’de kültür endüstrisini yönlendiren ve kendi ideolojileri ve yaşam tarzları doğrultusunda toplumu biçimlendirmeye çalışan patrimonyal devşirme, kendi dünya görüşlerini de meşrulaştırarak yaymaya çalışırlar. Sahip oldukları güç kaynakları, medya ve iletişim araçları ile Türk toplumunun değerler sistemini, kültürel yapılarını aşındırmaya ve referans noktası olarak da kendi Bohemian çılgınlıklarını yaymaya çalışırlar.”6Orhan Türkdoğan, Osmanlıdan Günümüze Türk Toplum Yapısı (İstanbul: Çamlıca Yayınları, 2002), 504.
Sonuç olarak; medya ve sosyal medya kültür endüstrisinin çarkları içerisinde şekillenmekte ve bireyleri etkisi altına almaktadır. Sosyal medya içerisinde aktif bir şekilde yer alan birey kendini özne olarak hissederken aslında kitle kültürünün nesnesi olmaktadır. Medya ve sosyal medya ile birey kendi seçimleriyle, kendi düşünceleriyle hareket ettiğini düşünürken aslında kültür endüstrisinin ürettiği kültür ile hareketleri şekillenmektedir. Günümüzde kitle iletişim araçları etkisiyle medya ve sosyal medya tüm hayatımızı etkisi altına almaktadır. Bu etkinin her geçen gün büyümesiyle kültür endüstrisinin ürettiği kültüre göre toplumu şekillendirmenin kolaylaştığı görülmektedir.
REFERANSLAR
- 1Nurçay Türkoğlu, İletişim Bilimlerinden Kültürel Çalışmalara Toplumsal İletişim (İstanbul: Kalemus Yayınları, 2007), 298.
- 2Ayten Övür, ”Kültür Endüstrisinin Gündem Belirleme ve Kamuoyu Oluşturma İşlevi”, İstanbul Aydın Üniversitesi Dergisi 11, 4 (2019): 319.
- 3Roger Behrens, Adorno Sözlüğü (İstanbul: Versus Yayınevi, 2011), 179.
- 4Sıdık Akkılıç, ”Bir Ötekileştirme Mecrası Olarak Sosyal Medya Ekşi Sözlük ve Ermeniler” (Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, 2018), 23.
- 5Theodor Adorno, Kültür Endüstrisi Kültür Yönetimi, çev. Mustafa Tüzel, Nihat Ülner, Elçin Gen (İstanbul: İletişim Yayınları, 2009), 91.
- 6Orhan Türkdoğan, Osmanlıdan Günümüze Türk Toplum Yapısı (İstanbul: Çamlıca Yayınları, 2002), 504.