Kültürel Sömürünün Dünü ve Bugünü: Yabancı Dil, Bir Tercih Mi Yoksa Bir Dayatma Mı?

Emre Dağhan TOKGÖZ
Yeni bir olgu olarak bahsedemeyeceğimiz sömürgecilik tarih boyunca farklı biçimlerde karşımıza çıkmıştır. Görece güçlü bir devletin kendinden güçsüz gördüğü diğer bir devletin topraklarını ele geçirerek, kendi halkının da fethettiği bölgelere yerleşmesi ile gerçekleşen sayısız örnek bulunmaktadır. Ancak modern anlamda sömürgecilikten bahsedecek olursak, Portekizli ve İspanyol kâşiflerin ön ayak olması ile birlikte 1500’lü senelerde denizcilik alanında gelişen ve değişen koşullar yoluyla uzak noktalara erişimin sağlanması gibi konularda çeşitli atılımlar gerçekleşmiştir. Bu hareketler göz önüne alındığında mevzubahis sömürgecilik anlayışı da bu gelişmeler ile şekillenmiş ve değişime uğramıştır.

Manastır’da Başlayan Düşünce: Atatürk’ün Cumhuriyet ve Demokrasi Kararlarının Aydınlanmacı Temelleri

Belde KÖSEOĞLU (Dr.)
Demokrasi, Antik Yunan’dan günümüze gelen bir yönetim şeklidir. Yunanca demos yani halk ile kratos yani yönetim, iktidar kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelen, kelime anlamıyla “halkın yönetimi” demektir. Ancak Antik Yunan’daki demokrasi ile günümüz modern devletlerindeki demokrasi anlayışı tarihsel süreçte coğrafyaların değişmesi, teknolojinin ilerlemesi, nüfusun artması gibi faktörler nedeniyle farklılıklar göstermektedir. Antik Yunan doğrudan demokrasi yönetimi, günümüz kalabalık ve geniş coğrafyalı devletlerinde uygulamak mümkün olmamaktadır. Bunun yerine temsili sisteme geçilerek, demokrasinin günümüz şart ve koşullarına uyumlu ve uygulanabilir haline dönüşmesi sağlanmaktadır.

On beşinci sayı yayımlandı!

Noktasız Dergi’nin “Karar” dosya konulu 15. sayısı (Bahar 2025) yayımlandı! Dergiyi çevrimiçi okumak için tıklayınız. Dergiyi indirmek için tıklayınız. Dergiyi, Academia veya Türk Telekom e-dergi üzerinden de okuyabilirsiniz.

Yazı Çağrısı: Karar

Karar. Karar, bir yarılmadır; bekleyişin kesildiği, yönsüzlüğün sona erdiği andır. Yaşam, kararlarla örülüdür. Bugün, geçmişin kararlarıyla inşa edilmiştir ve gelecek, bugünün kararlarıyla inşa edilecektir. Görünüşte nesnel veya olağan olan birçok durum, kararların kristalleşmiş hâlidir. Gündelik yaşamın akışında bir hafta sonu planını ya da silahların gölgesinde kuşaklar boyu sürecek acıyı, kararlar belirler. “Babalar günahı”nın ardında, Havva […]

Tarihî Çorlu Evi’nin Halk Bilimsel Açıdan Değerlendirilmesi

Elif VATANSEVER
Halk bilimi araştırmacılarının çalışma sahası, 19. yüzyıldan 20. yüzyılın ortalarına kadar kırsal yaşam olmuştur. Sanayileşmenin bir sonucu olarak iş gücü gerektiren bölgelere yapılan göçlerin ardından kent yaşamında yeni sahalar ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda kırsaldan kente yapılan göçler, kent kültürünün ve kent folklorunun gelişmesinde etkisini göstermiştir. “Kırsal yaşam” olarak adlandırılan eski yaşantıya ve gelenek-göreneklere duyulan özlem; kent yaşamında yaşanan sorunlar ve kırsal kesimden kente göç eden bireylerin kentte yetişen çocuklarının kırsal yaşamı unutmuş bir biçimde kentte büyümesi, halkın özlem duyduğu folklorik öğelerin sergilenmesi, kent müzelerinin anlam, işlev ve değerlerinin halk tarafından önemsenmesini ve uygulanabilirliği düşüncesini sağlamıştır. Bu sebepten “kent müzeleri”, günümüzde uygulanmaya çalışılmaktadır.

On dördüncü sayı yayımlandı!

Noktasız Dergi’nin “Tahakküm” dosya konulu 14. sayısı (Güz 2025) yayımlandı! Dergiyi çevrimiçi okumak için tıklayınız. Dergiyi indirmek için tıklayınız. Dergiyi, Academia veya Türk Telekom e-dergi üzerinden de okuyabilirsiniz.

Ermenistan İçin Ne Kadar Üzüntü Duymalıyız?

Oran RABER (Çev. Suat Kutay KÜÇÜKLER)
İhmal, çarpıtmadan pek de uzak değildir. Bir ondalık noktayı atlamak, yanlış beyan anlamına gelebilir ve gerçeği söyleyen ama gerçeğin tamamını söylemeyen kişi genellikle kasıtlı yalancılıkla suçlanır. Ancak bu herkesçe bilinen gerçeklerin propagandacılar ve bağnazlar için geçerli olmadığını da eklemek gerekir. Onlar istedikleri gibi kesip çıkarabilirler, çünkü krallar gibi onlar da hiçbir yanlış yapamazlar.
Geçtiğimiz günlerde New York’ta çıkarılan önemli bir dergide, İzmir’in 1922 yılında Türkler tarafından tahrip edilmesine ilişkin bir açıklama yayımlandı. Makale, Yunanistan’ın Ege Denizi’ne sürüldüğü o korkunç ve telaşlı günlerde yaşanan olayları anlattıktan sonra, Türklerin neden böyle davrandıklarını açıklamaya çalışan birkaç kelimeyle devam ediyordu.

Erkek Kitabı: Toplumun Algısının Dilimizde ve Edebiyatımızda İz Düşümleri

Beyza BAYRAK
İnsan daha dünyaya gelmeden evvel sahip olduğu bedene ve cinsiyete göre toplumsal cinsiyet kişi üzerinde tahakküm kurmaya başlar. Nitekim cinsiyeti öğrenilen bebek için yapılacak ilk şeylerden biri, erkekse mavi renk, kızsa pembe renk kıyafetler almaktır. Böylelikle daha dünyaya bile gelmemiş olan bebek, cinsiyetçi bakış açısıyla şekillendirilmeye başlamış olur. Bu bağlamda toplumda bireye cinsiyetinden ötürü yüklenen roller, toplumsal cinsiyeti doğurur. Bahis konusu bu roller, toplumdan topluma değişiklik gösterebilmekle beraber bazı roller ise evrenseldir. Kısacası özünde toplumsal cinsiyet, biyolojik cinsiyetin varlığına ihtiyaç duysa bile ikisi arasındaki ilişkide hükmeden taraf konumundadır.

Utancın Kıskacında: Tahakkümün Sessiz İzleri

Seher GÜNDÜZ
Toplumun kadınlardan istediği şey, çoğunlukla kendi fikirlerini ve yaratıcı güçlerini kullanmadan sunulan fırsatlar doğrultusunda hareket etmesi oluyor. Duyguları açıklamayı, içsel kabulleri görebilmeyi, kendi değerlerimizi anlayabilmeyi çok daha geri plana atmamızı istiyor. Tahakküm edenlerin gizlice, sinsice meydana getirdiği bu durum toplumsal olarak bir yük gibi yükleniyor. Hatta bu durum ailede başlayarak gerçekleşiyor ve buna karşı konulamıyor. Yaşanan ilişkilerde simgeleşen tahakküm olgusu; suçluluk, utanç ve korku yaratmakla kalmayıp bunlarla birlikte sessizce kabullenmeyi de içeriyor. Toplumun kurduğu tahakkümü kabullenip ona göre yaşamaya başladıktan sonra da duygular tahakküm kuruyor üzerimizde. Özellikle de utanç ve suçluluk duyguları…

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön